HER EVİN BİR ÖYKÜSÜ VAR

 
Çocukluğumda bizim mahalle
Kanal Boyu. Sağ köşedeki mavi ev.
Pencereden gördüklerimize tanık
oluruz. Ya görmediklerimiz?
Fotoğraflar için buraya tıklayınız
Bu bir Malatya- Tahtalı Minare
Barutçu / Aydınoğlu hikayesidir. 

Özel ve Güzel

GÜNÜN MESAJI

 En Anlamlı Söz

Karıncaya sormuşlar :
''Nereye gidiyorsun?''
''dostuma'' demiş.
''Bu bacaklarla zor'' demişler.
Karınca : ''olsun, varamasam da yolunda ölürüm'' demiş... 

AYDINOĞLU SOYAĞACI

 Aile Soyağacımız


ŞAM'DA BİR MARDİNLİ

     

 “Anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve  soframızdaki yeri öküzden sonra gelen.....”   diye anlatır Nazım  kadınlarımızı.

 Haksızlığa karşı bir başkaldırı… Güçsüzlük ve çaresizlik…    Ve sonunda  kaçış...

 Mustafa’nın gidişi,  Makbule’nin zırra oluşu, ve Sekioğlu ailesinde peşpeşe gelen felaketler...

 Makbule henüz onüçünde, üçüncü eş olarak kırk yaşındaki ağanın oğluna verilirken, bedel ise birkaç koyun... Bir can’ı kurban verip, yerine onlarca kurban almak… Böylesi bir yanlış alışveriş..

 Seneler sonra  dostluk çiçeği olmak üzere kalbe gömülen ve tek başına yaşanan bir sevda.

 Bedeni isyan ederken, ruhu baş kaldıran, acısını sessizce kendi içinde yaşayan ve çocuklarını bağrına basmaya bile hakkı olmayan bir ana.......

 Çözümü okumakta arayan, başarılarına yeterince bile sevinemeyen  bir kardeş; Abuzer

 Ve nihayetinde de Mardin’i terkediş... İçlerinde  ise  yeni umutlar...

 Umutlar; acımasız yaşamın hoş tesadüflerini, acaba ardından getirebilecek mi?


SAYILMAYANLAR

Bir kan gölünde dünyaya geldik,

Kan balıkları gibiydik,

Soluk almayı öğrendik

Yanımızdan akan kanlar arasında

Sonra çiçek açtık kanla sulanan topraklarda

Kardelen dediler bize

Oysa bizler kanı deldik te geldik

                                        



 

“Barışın temeli ve aydınlığın meşalesi kadınların elindedir. Toplumu kalkındırmak istiyorsanız kadınlarınızı eğitiniz”

………

Size son kez söylüyorum. Yüreği yaralı bir ananın önünde durmayın. Ya vurun, ya da yolundan çekilin.

………

Hayat ne garipti. İki insan aynı dolmuşta yan yana oturmuşlardı. İkisi de ayni kişiye odaklanmıştı. Biri yaşatmak, diğeri öldürmek için.

………

Bu defa fiziksel bir ölüm yoktu belki, ama kurşunların yerini alan davranışlar, bir aşkı hedef alıyordu, bir gençlik hayalini öldürüyordu. Herkesin biteceğini söylediği aşk öldürülmüştü.

*******

"Şam'da bir Mardinli" romanındaki Makbule'nin yaşamı ile bize Güneydoğu gerçeğini, törenin bizi nasıl kıskıvrak teslim aldığını anlatmıştı yazarımız Numan Aydınoğlu.

Bu kez "Sayılmayanlar” da töreyi kader olarak görmememizi sağlayacak gizli kahramanların eğitim ve çağdaşlık hamlelerinin yarattığı umut ışıklarını yansıtıyor.

Türkan hocalar, Süpermen Ferhat amcaların taşıdığı ışıkla feodal kölelikten, birey olmaya yönelen uzun ve zahmetli yolculuğun mucizevi sonuçlarını nefes kesen akıcılıkla bir solukta okuyacaksınız.

Romanın sizi sardığına veya sizin zaten romanın içinde olduğunuza sonunda karar vereceksiniz.

 

                        Kayhan Söyler









17 Yorum - Yorum Yaz
AlışSatış
Dolar8.26368.2967
Euro9.95069.9905
Hava Durumu
YAYIMLANAN KİTAPLARIM
RENCİDE GÖLGELER SOKAĞI
NAİL'İ BIRAKAMAM
İdil 2
SAYILMAYANLAR
Sayılmayanlar, raflarda yerini aldı.




Okuyucu Yorumları
ŞAM'DA BİR MARDİNLİ