Özel ve Güzel

GÜNÜN MESAJI

 En Anlamlı Söz

Karıncaya sormuşlar :
''Nereye gidiyorsun?''
''dostuma'' demiş.
''Bu bacaklarla zor'' demişler.
Karınca : ''olsun, varamasam da yolunda ölürüm'' demiş... 

Köşe Yazarları

 <blink> </blink>

AYDINOĞLU SOYAĞACI

 Aile Soyağacımız

TEKERRÜR EDEN TARİH VE AYASOFYA

Tekerrür eden tarih ve AYASOFYA

24 Temmuz 2020 yılında Ayasofya Müzesi insanların Covid -19 tehdidi v tehlikesi ile baş başa bırakılarak, İslam tarihinde ilk defa ezan okunmadan günlerce önce, özel davetiyeler bastırılarak oluşturulan Devlet protokolü önderliğinde bir Cuma Namazı kılındı. Bütün dinlerin en büyük sorunu ama aynı zamanda en büyük sömürü düzeni olan Ruhban sınıfına böylece T.C. Devlet erkanı da resmen dahil edilmiş oldu. 

Vikipedi, özgür ansiklopedi: Ruhban sınıfı, başta Hristiyanlık olmak üzere belirli bir din bünyesinde din adamlığını meslek olarak icra eden tüm kişiler. Aslen Hristiyanlık terminolojisine ait olan ruhban sınıfı kavramı zaman zaman diğer dinler için de kullanılır. Diye tanımlıyor Ruhbanlığı

Şimdi sorarım size orta çağ döneminde Hristiyan Ruhban sınıfının Haçlı orduları ile başlattıkları inanç sömürüsü; bir yandan kiliseleri zengin ederken diğer yandan da tüm Avrupa’yı sarıp karanlık bir ortaçağ dönemi yaşatmadı mı? Cinayetler, toplu katliamlar, yakılan bilim adamaları daha neler neler.

           Aynı Ruhban sınıfının Müslümanlıkta olmadığını söylemek mümkün mü? Bence değil. Bakın: 800 lü yıllarda başlayıp 1200 lü yılların sonuna kadar yetişen Müslüman bilim insanlarının yaşadıklarına. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet ile zirve yapan Osmanlı devletinin Kanuni’den sonra düşüş sürecine başlamasına.  Fatih ile Kanuni arasındaki en büyük fark ne diye sorarsanız cevabım nettir. Fatih Bilime ve ilme değer verirken Kanuni, Şeyhülislamlık makamına ve ulemalara danışmaya başladı. Böylece İslam dinin de  ilk Ruhban sınıfı oluşmaya başladı.

Ruhban sınıfının önemli bir özelliği hatta dinen ayrıcalığı var. Onlar din adına ahkam kesip, öğütler vererek insanların ölümden sonraki yaşamlarını da yönetme hakkına sahip olduklarını iddia ediyorlar ve insanlar da buna inanıyorlar. (gümünüzdeki Tarikat şeyhleri bunun en büyük örneğidir) Hatta bu inanç öylesine bir noktaya geliyor ki, Cennet’e gitme, oralarda her gün onlarca bakire huriler ile beraber olma, çeşmelerden akan şaraplardan doyasıya içme adına verilen garantiler adına kararan gözlerle her türlü cinayeti işleyebiliyorlar. Kimi zaman canlı bomba oluyorlar, kimi zaman ellerinde silahlarla cinayetler işliyorlar, kimi zaman ellerinde bıçaklarla kafa kesiyorlar. Bu insanlık dışı davranışları yaparken de adına “Allah ve din uğruna” adını koyuyorlar.

Konumuz Ayasofya idi nerelere geldik. 24 Temmuz 2020 de yaşananları ben bir 31 Mart Provası olarak değerlendirdim neden mi?  Önce Mehmet Akif Ersoy’un şu dörtlüğüne bakalım


Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

"Tarih"i  "tekerrür"  diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

 

Şimdi gelin tarihimizin en önemli molla ya da şeriat isteyen isyanlarından birinin öncesinde yaşananlara bakalım. Tarihe 31 Mart vakası olarak geçen isyanın en önemli isimlerinden biri Derviş Vahdeti, Kıbrıslı bir Nakşi Derviş, çok iyi İngilizce biliyor ve İngilizlerle yakın temasta. Yayınladığı Volkan gazetesi ile şeriat savunuculuğu yapıyor. Gerekçesi ise Meşrutiyetin ilan edilerek demokrasinin gelmesinin önünün açılması. Çıkardığı Volkan gazetesi tam bir Şeriat bayrakçısı olarak görev yapıyorlar. 31 Mart’a  (13 Nisan 1909)adım adım yaklaşırken bir gövde gösterisi yapmak ihtiyacı duyuyorlar. Çünkü artık hem gazeteleri hem de bir örgütleri vardır. “İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti”.  Volkan Gazetesi 16 Mart tarihinde bu cemiyetin varlığını ve kuruluş nizamnamesini yayıonlamıştı zaten. Dernek kurucusu Derviş Vahdeti’nin ve derneğinin öne çıkması için Kamilpaşazade Sait Paşa AYASOFYA’da bir Mevlut düzenledi. Özel programlarla çok özel insanlar davet edildi, Sarıklı binlerce molla ve şürekâsı konvoylar halinde Ayasaofya’ya doluştular. Aynı şekilde dağıldılar. Gelirken ve giderken yollarda dualar okuyup şeriat sloganları bağırdılar. Tıpkı 24 Temmuz 2020 deki gibi.

Artık 13 Nisan 1909 (31 Mart)  tarihine günler kalmıştı.

Ne demişti Mehmet Akif:

Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

"Tarih"i  "tekerrür"  diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

 

Benden söylemesi…..

Numan 9 Ağustos 2020.

 

Kaynak: Bu yazının hazırlanması sırasında tarihi bilgiler için Turan Akıncı’nın İŞGAL kitabından yararlanılmıştır.

 

 

  
491 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
AlışSatış
Dolar7.78377.8149
Euro9.32419.3615
Hava Durumu
YAYIMLANAN KİTAPLARIM
SAYILMAYANLAR
Sayılmayanlar, raflarda yerini aldı.




Okuyucu Yorumları
ARŞİVDEKİ YAZILARIM

 Arşivdeki yazılarım

Parmakların Dili
NAİL'İ BIRAKAMAM