HER EVİN BİR ÖYKÜSÜ VAR

 
Çocukluğumda bizim mahalle
Kanal Boyu. Sağ köşedeki mavi ev.
Pencereden gördüklerimize tanık
oluruz. Ya görmediklerimiz?
Fotoğraflar için buraya tıklayınız
Bu bir Malatya- Tahtalı Minare
Barutçu / Aydınoğlu hikayesidir. 

Özel ve Güzel

GÜNÜN MESAJI

 En Anlamlı Söz

Karıncaya sormuşlar :
''Nereye gidiyorsun?''
''dostuma'' demiş.
''Bu bacaklarla zor'' demişler.
Karınca : ''olsun, varamasam da yolunda ölürüm'' demiş... 

AYDINOĞLU SOYAĞACI

 Aile Soyağacımız

HAYDARPAŞA GARI OKUMA ETKİNLİKLERİ
Sloganımız "OKUSALARDI YAPMAZLARDI"
   
Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz HAYDARPAŞA GARI OKUMA ETKİNLİĞİ  geçen yılki gibi güneşli bir havada okuyarak ve katılanlar ile sosyal mesafe koyarak yapılan sohbetler ile geçti.

   İstanbul Boğazının tam girişinde, Haydarpaşa garı iskelesinin hemen yanındaki çay bahçesinde ve yılların eskitemediği banklarda oturarak hem boğaz havası aldık, hem de Kadıköy'e sefer yapan vapurların denizi yırtarken çıkardığı armoni eşliğinde kitaplarımızı okuduk. Karşımızda bize "Orası Körler Ülkesi mi?" diye sorular soran Topkapı Sarayı sakinlerinin tarihi anılarına el salladık.

   İçimiz burkuldıu Atamızı anarken. O, tam bundan 102 yıl önce yani 13 Kasım 1918 tarihinde Adana'dan İstanbul'a gelmişti. Kendisini bekleyen Kartal İstimbotuna binmek üzere ana kapıya geldiğinde yanına yaklaşan yaveri; bir süre bekelemeleri konusnda emir geldiğini söyleyince canı sıklıldı. Soran gözlerle yaverine baktı. Cevat Abbas yutkundu, cevap veremedi, Boğazın girişini işaret etti.
   
   Mustafa Kemal, yüzünü Boğaz'ın girişine çevirdiğinde işgal kuvvetlerine ait savaş gemilerinin boğazdan girmek üzere olduğunu gördü. Yüreği kabardı. daha fazla dayanamadı. Başını çevirdi ve bekleme salonuna gitmek üzere adım attığında bir asker ile göz göze geldi. Eskimiş üniformasından çavuş olduğu zar zor anlaşılan asker, Mustafa Kemal'i görünce onu hemen tanıdı. Aynı cephede savaşmışlardı. Kendine çekin düzen vermeye çalıştı. Kirliliğinden utanmış gibiydi. Mustafa Kemal'in de gözleri buğulanmıştı bu genç çavuşun halini görünce. Cephedeki anıları canlandı. Çavuşun yanına giderek sordu
- Nereye gidiyorsunuz?
- Teslim olmaya. Emir geldi silahlarımızı teslim edeceğiz. Sonra da ne emredilirse onu yapacağız.

Mustafa Kemal çavuşun gözlerindeki hüznü, umutsuzluğu çok iyi görmüştü. 
- Yalnız mısın?
- Hayır paşam bir grup asker ile beraberiz.
- İyi o zaman. Şimdi hemen askerlerinin yanına dön ve onlara silahlarına sahip olamalarını ve Anadoluya gimteleri gerektiğini söyle. 

Çavuş şaşırmış göslere Musfata Kemal'e bakıyordu. Mustafa Kemal, aynı kararlılıkla devam etti.
- Sizler ve silahlarınız bu milletin kurtuluşu için çok gereklidir. Onarı düşmana teslim etmeyeceksiniz. Bizler de sizlerle beraber bu ülkeyi düşmana teslim etmeyeceğiz. 

   Umutlarını kaybetmiş bir asker için bir müjde niteliğini taşıyordu bu emir. Asker İkiletmedi emri.Çökmüş bedeni yeniden diklendi. Göğsü kabardı. Yüreği umutla doldu. Tüfeğini omuzuna asarak gurula asker selamı verdi.
-Emredersiniz paşam.

   Emri alan asker, arkadaşlarının yanına giderken Mustafa Kema onun arkasından umut ve gururla baktı.

Kafasından binlerce şey geçiyor ama içindeki umut kaybolmuyordu.  Sonunda vakit geldi.
Cevat Abbas Mustafa Kemal'in yanına  gelerek;
- Gidebiliriz Paşam
dediğında yerinden kalkıp kararlı adımlarla kendisin almaya gelen istimbota binmek üzere Haydarpaşa Garının merdivenleirnden inmeye başladı. Kararlı ve umutluydu. O yenilmemişti ve yenilmeyecekti. İstimbota bindiklerinde yaveri Cevat Abbas'ın buğulu gözleirni görünce tarihe geçen o meşhur sözünü söyledi

GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER

Yeni bir tarihin başlangıcı idi bu söz.




  
317 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
AlışSatış
Dolar8.50398.5380
Euro10.041310.0815
Hava Durumu
YAYIMLANAN KİTAPLARIM
RENCİDE GÖLGELER SOKAĞI
NAİL'İ BIRAKAMAM
İdil 2
SAYILMAYANLAR
Sayılmayanlar, raflarda yerini aldı.




Okuyucu Yorumları
ŞAM'DA BİR MARDİNLİ